Buradasınız
Anasayfa > Sağlıklı Yaşam > Akdeniz Ateşi Hastalığı Nedir

Akdeniz Ateşi Hastalığı Nedir

Akdeniz Ateşi Hastalığı

Akdeniz ateşi hastalığı  tıp dilinde otoinflamatuar hastalıklar olarak nitelendirilen hastalık grubunun en bilinenidir. Bu hastalıkların genel özelliği hastalığın tekrarlayan belirtilerle ortaya çıkması daha sonra hiç bişey olmamış gibi hastanın normale dönmesidir. Hastalığın en belirgin şikayeti ateş arkasından da ağrı gelir.

Özellikle vücudun zar ile kaplı olan bölgelerinde karın, akciğer zarı, kalp zarı gibi tekrarlayan iltihaplanma atakları olur. Bu ataklar ateşle beraber gelebileceği gibi ateşssiz de olabilir. Bazı hastalarda bu belirtilere ilaveten veya bu belirtilerden bağımsız olarak cilt bulguları ve kas ağrıları ortaya çıkabilir. Ama genelde hastalığın temel özelliği tekrarlayan ataklar halinde gelen büyük olasılıkla ateşin eşlik ettiği ve yine büyük olasılıkla karın ağrısının eşlik ettiği bir tablodur.

Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) Nedir?

FMF veya Ailesel Akdeniz Ateşi Akdeniz bölgesinde yaşayan toplumlarda daha çok görülür. Akdeniz bölgesi kelimesi sizi yanıltmasın! Türkiye bir Akdeniz bölgesi olduğu gibi Suriye , Arabistan, Mısır da Akdeniz bölgesidir. Dolayısıyla bu hastalık Batı Avrupa Ülkelerinde çok nadir görülürken Akdeniz Bölgelerinde çok sık rastlanır. Ermenistan en sık görüldüğü bölgedir. Bu sebeple tıp dünyası hastalığın oluşumunun etnik kökenlerle ilintili olduğu kanısındadır. Akdeniz Ateşi  ölüm riski taşımayan ama tedavisi mecburi bir hastalıktır.

Tıp dünyasının Otozomal resesif olarak adlandığı Akdeniz Hastalığı anne bu hastalığa sahip olup hastalığın semptomu olmayabilir. Baba hastalığa sahip olup yine hastalığın semptomu olmayabilir. Bu insanlar bir araya geldiğinde hastalık ortaya çıkar. Dolayısıyla bir aile içinde kardeşlerde olabilir. Kuzenlerde, yeğenlerde, büyük annede olabilir. O yüzde bu hastalığa sahip insanlar için aile hikayesini bilmek çok önemlidir.

Akdeniz Ateşi ve Akdeniz Anemisi

Bu hastalıkla ilgili en çok sorulan sorulardan biri Akdeniz Ateşi ve Akdeniz Anemisi aynımı sorusudur.  Akdeniz ateşi ve anemi arasında hiçbir bağlantı yoktur. Anemi kişinin vücudunda oluşan kansızlık durumudur.

Akdeniz Ateşi Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Akdeniz ateşinin belirtileri tekrarlayan ateş zaten ismi üstünde Akdeniz ateşi hastalığı ikincisi karın ağrısıdır.  Hastaların ağrı şiddeti pek çok kez o kadar fazladır ki apandisit ve safra kesesi sorunlarıyla genelde karıştırılır. Tekrarlayan ateş tekrarlayan karın ağrısı tekrarlayan eklem problemleri tekrarlayan cilt problemleri ve takipler sırasında kanda iltihap oranlarının yüksek çıkması Akdeniz ateşi hastalığının belirtilerindendir.

Özellikle vücudun zar ile kaplı olan bölgelerinde karın, akciğer zarı, kalp zarı gibi tekrarlayan iltihaplanma atakları olur. Bu ataklar ateşle beraber gelebileceği gibi ateşssiz de olabilir. Bazı hastalarda bu belirtilere ilaveten veya bu belirtilerden bağımsız olarak cilt bulguları ve kas ağrıları ortaya çıkabilir.

Akdeniz Ateşi Hastalığı ve Beslenme

FMF olarak bilinen Akdeniz Ateşi Hastalığı dünyada ortalama 100 bin kişide görülen bir hastalıktır. Genetik geçişli olan bu hastalık Türklerde de oldukça yaygın bir şekilde görülüyor. Bu hastalıkta dönem dönem ataklar görülüyor ki ataklar sırasında yüksek ateş karında ağrı göğüste batma eklemlerde özellikle artrit gibi durumlarda meydana gelebiliyor. Atağın geçmesinin hemen ardından normal yaşamına dönen kişi fiziksel olarak bir sıkıntıyla karşı karşıya gelmez. Akdeniz Ateşi Hastalığında özellikle kişilerin bağışıklık sistemini çok yüksek tutmaları çok önemlidir. Bağışıklık sistemini yükselten besinleri düzenli olarak kullanmak ve sağlıklı beslenmek çok önemlidir. Öğünlerin saatleri ve sık sık beslenmek ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiren meyve sebzelerden sık sık tüketmek gerekir. Özellikle yeşillikler C vitamini çok yüksek olan besinlerdir. Ödem atmaya yardımcı olur.

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Turuncu renkli besinler ise yüksek miktarda A vitamini içerir. Özellikle havuç bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde oldukça etkilidir.  Renkli besinler tüketmek bağışıklık sistemimizin güçlenmesinde oldukça faydalıdır. Bunun dışında omega 3 yağ asitleri bakımından yüksek olan ceviz gibi balık gibi besinleri tüketmekte fayda var. Yüksek miktarda protein ve omega 3 içeren bu besinler bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına fayda sağlar. Bir diğer maddemiz de D vitaminidir. D vitamini de yapılan çalışmalarda bağışıklık sistemi üzerinde çok etkisi olan bir vitamindir. Yumurta, balık ve  karaciğer gibi besinleri de bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve D vitamini açısından yüksek olması bakımından mutlaka tüketmeliyiz. Yüksek miktarda su tüketimi de çok önemlidir. Özellikle enflamasyon ve ödem şikâyetlerinin azalması için günde 2- 2,5 litre su tüketmeye özen göstermek gerekir.

Bir cevap yazın

Top